Hacivat ve Karagöz

Başlatan Sosyaldeyince, 31 Ekim 2014, 15:14

« önceki - sonraki »

Sosyaldeyince

Hacivat ve Karagöz


hacivat karagözHacivat ve Karagöz

Karagöz oyunu, adını baş kişisi Karagöz'den almaktadır. Oyunun Türkiye'ye gelişi konusunda birtakım araştırmacılar, Karagöz'ün Orta Asya ve Selçuk Türkleri arasında da bilindiğini ileri sürerler. Ancak bu, kukla karşılığı olarak XVI. yy.a kadar kullanılan "hayal oyunu" deyiminden doğan bir yanılmadan ileri gelmektedir. Sağlam kanıtlara göre Karagöz oyunu, 1517'de Mısır'ı alan Yavuz Selimin Türkiye'ye getirdiği Mısır'lı sanatçılardan alındı. Bu tarihten sonra Türk deri sanatı ve yaratıcı gücüyle geliştirildi ve başka ülkelere de Türkiye'den gitti. Karagöz'ün gelişmesi XVII. yy.dan sonra oldu. Oyunun konu ve kişileri belirli bir olgunluğa vardı. Gerek halk arasında, gerek saray çevresinde çok tutulan Karagöz oyununa gölge oyunu adı verildi.
Karagöz oyunu, gerçekte tek sanatçının hüneridir. Seyircilerin önüne konulan gergin beyaz bir perde (hayal perdesi) arkasında yağ kandili veya mum ışığıyla deve derisinden kesilmiş, şeffaflaştırılmış ve renkli boyanmış tasvirler (görüntüler), bunlarla dikey açı yapan sopalar yardımıyla hareket ettirilir. Karagözcü, hem sopalarla bu görüntüleri hareket ettirir, hem de sesini ve şivesini değiştirerek her bir oyun kişisini kendine özgü biçiminde konuşturur. Oyunun konusu belirli kalıplar içinde metne dayanmadan, temsil sırasında doğaçlama olarak geliştirilir, seyircinin ilgisine göre kısaltılıp, uzatılır. Karagöz bir güldürü türüdür. Çifte anlamalar, abartma, cinas oyunları, ağız taklitleri, kılıklama, tekrar, tersineleme, sosyal ve siyasî taşlama, güzelleme, kemleyici sözler, utançlamalarla, yansılama, benzek, karşıtlıklar, aykırılıklar, beklenmezlikler, soytarılık v.b. yollara başvurarak güldürücülük sağlanır.

Karagöz temsilinin belli başlı dört bölümü vardır: öndeyiş (veya başlangıç). Burada önce perdeye bir göstermelik yerleştirilir. Göstermelik kaldırıldıktan sonra oyunun ikinci önemli kişisi olan; Hacivat bir semai ve bir perde gazeli okur; secili bir anlatımla yakardıktan sonra perdeye Karagöz iner. Bundan sonra ikisi arasında bir dövüş olur ve Karagöz bir tekerleme okur. Aralarında muhavere denilen bir söyleşme başlar. Karagözcünün yaratıcılığı, genellikle asıl oyunla ilişkisi olmayan bu sözleşmeye şekil verir. Daha çok yanlış ve ters anlamalarla gelişen konuşma, istenildiği gibi uzatılıp kısaltılabilir. Muhaverenin uzunluğu yetişmezse, ara muhaveresi denilen ve bu kez başka tiplerin de katıldığı bir veya iki söyleşme daha yapıldıktan sonra, oyunun kendisi olan üçüncü bölüm yani fasıla sıra gelir. Fasılda belli bir olaylar dizisi içinde çeşitli kişiler boy gösterir. En sonda bir bitiş bölümü yer alır. Burada seyircilerden özür dilenir, gelecek oyunun adı duyurulur.
Daha çok Ramazan ayında seyredilen Karagöz için hayalciler ellerinde 28 kadar temel fasıl bulundururlar ve her gece birini oynarlardı.
Karagöz oyununda Karagöz ve Hacivat'tan başka; kadınlar veya zenneler, çelebi, tiryaki, beberuhi, laz, kastamonulu, kayserili, eğinli, harputlu, kurt, muhacir veya rumelili, arnavut, arap, acem, rum, frenk, ermeni, yahudi, kekeme, kambur, hımhım, kötürüm, deli, esrarkeş, sağır, aptal veya denyo, efe, zeybek, matiz, tuzsuz, sarhoş, külhanbeyi karakterleri yer alır.

KARAGÖZ, karagöz oyununun baş kişisidir. Halkın ahlâk anlayışı ve sağduyusunun temsilcisidir. Özü sözü birdir. Parasızlıktan, istemediği işleri yapmak zorunda kalır. Gerçekçi, tok sözlü, dürüst bir kişidir. Başında ışkırlak denilen bir başlık, üstünde salta, dizlik, belinde kuşak, ayağında kırmızı yemeni bulunur. Yuvarlak yüzü, değirmi top sakalı, kocaman gözleriyle tam bir halk tipidir. Birçok oyununda Karagöz'ün kendisi, çingene olduğunu açıkça bildirir. Çeşitli söylentilere göre Karagöz yaşamış gerçek bir kişidir. Evliya Çelebi'ye göre bu şahıs, Selçuklular çağında İstanbul tekfuru Konstantin'in seyisi olan, Edirne dolaylarında Kırkkilise'den kıptı Sofyozlu Karagöz Bali Çelebi'dir. Bir başka söylentiye göre Orhaneli ilçesinde Karakeçili aşiretinden Kara Oğuz adını taşıyan bir köylüdür. Bir başka söylentiye göre ise Selâhaddin Eyyubî'nin subay ve devlet adamlarından Bahaeddin Karakuş'tur. Karagöz'e Yunanlılar Karaghiosiz, Kuzey Afrika halkları Karaguz derler.

Hacivat, Türk gölge oyununda Karagöz'den sonra ikinci önemli kişi. Karagöz'ün zıddına, herkesin huyuna göre konuşmasını, yüze gülmesini bilen, içten pazarlıklı, arabulucu, her kalıba girebilen bir karakteri vardır, öğüt verir, yol gösterir, aracılık eder. Her konuda bilgi sahibidir. Mahallenin muhtarıdır; kimden çıkarı varsa onun yanında yer alır. Sözünü örtülü, dolambaçlı söylemede ustadır. Karagöz onun sözlerini bu dolambaçlılığından ötürü anlayamaz. Karagöz ile nükteye ve ters anlamalara yol açacak şekilde konuşur. Başlığı sarık ve enseye sarkan dalyasandan meydana gelen bir külâhtır. Salta, dizlik ve kırmızı yemeni giyer. Sakalı sivri, yüzü ince, yüz anlatımı içedönüktür. Giyiminde Karagöz'deki kırmızı rengin üstünlüğüne karşılık yeşil renk baskındır (bu renklerin de onların kişiliklerini yansıttığı söylenebilir). Hacivat'ın yaşamış bir kişi olduğu üstüne çeşitli söylentiler vardır. Evliya Çelebi onun Selçuklular çağında yaşamış Efelioğlu Hacı Eyvad olduğunu, Mekke'den Bursa'ya gidip gelen Yorkça Halil adıyla tanındığını belirtir. Asıl adının Hacı Ahvad, Hacı İvad Paşa olduğunu ileri sürenler de vardır.


share button   
Sosyaldeyince.com sosyal bilgiler sitesi

site tanıtım
 

Özetler 5.Sınıf - 6.Sınıf - 7.Sınıf - 8.Sınıf . . : : : . . Etkinlikler 5.Sınıf - 6.Sınıf - 7.Sınıf - 8.Sınıf
Sunular 5.Sınıf - 6.Sınıf - 7.Sınıf - 8.Sınıf